Akbaş kalesi
Akbaş Kalesi, hem Çanakkale Boğazı'nın hem de Antalya'nın stratejik noktalarında yer alan iki tarihi yapıyı ifade eder. Sestos Kalesi ve Kısık Kalesi, geçmişin izlerini taşıyan harabeleriyle ziyaretçilerini tarihe yolculuğa çıkarıyor. Her iki kalenin de köklü geçmişi, bölgenin önemini artırıyor.
Akbaş kalesi
Akbaş Kalesi, tarihi ve coğrafi önemiyle dikkat çeken iki farklı yapıyı barındırmaktadır. Bunlardan biri, Çanakkale Boğazı'nın etkileyici manzarasına hakim olan Sestos Kalesi, diğeri ise Antalya'nın Serik ilçesindeki Kısık Kalesi'dir. Her iki kale de bulundukları bölgelerin stratejik noktalarını gözlemlemek amacıyla inşa edilmiş olup, geçmişteki medeniyetlerin izlerini taşımaktadır. Zamanla harabe hale gelen bu yapılar, tarih severler için önemli birer ziyaret noktasıdır.
Akbaş Kalesi adında iki farklı yapı bulunmaktadır:
- Sestos (Akbaş) Kalesi. Çanakkale boğazının en dar ikinci yerinde, Uluflu Tepe eteklerinde, Akbaş şehitliğinin batısında yer alır. Boğazı gören dik bir yamaç üzerine inşa edilmiştir. Kaleden geriye sadece harap durumda sur duvarları günümüze ulaşabilmiştir.
- Akbaş Kalesi (Kısık (Bel) Kalesi). Antalya’nın Serik ilçesinde, Akbaş Mahallesi’ne bağlı Nanalı Yaylası yolunda yükselen Kısık (Bel) Kalesi, 600 metre rakımlı Kısık Tepesi üzerinde yer alır. İlk olarak Roma döneminde yerleşim amacıyla inşa edildiği düşünülen kale, bölgenin en önemli antik kentleri olan Aspendos ve Silyon’u gözetleyen stratejik bir noktaya konumlanmıştır. Halk arasında “Bel Kalesi” veya “Akbaş Kalesi” olarak da bilinen yapının kesin inşa tarihi bilinmemekle birlikte, Bizans döneminde de kullanıldığı değerlendirilmektedir.